VANFED SEÇİME GİDİYOR…
İstanbul’daki Van Dernekleri: Görünürlük Var; Van Nerede?
“İstanbul’da seçim var;
seçim bahane, ortam şahane;
toplandık, yedik içtik, kimene;
memleket yanmış, memleket yanmış;
Van’a ne; Van’a ne.”
İstanbul’da faaliyet gösteren Van adını taşıyan hemşehri dernekleri ve çatı yapısı konumundaki Van Dernekler Federasyonu (VANFED), bir süredir seçim süreçleri ve iç organizasyonlarıyla gündemde. Ancak bu gündemin, Van’ın güncel ve yakıcı sorunlarıyla ne ölçüde temas ettiği sorusu kamuoyunda giderek daha yüksek sesle sorulmaktadır.
Van; deprem riski, plansız yatırımlar, tarım ve hayvancılıkta gerileme, işsizlik, genç nüfusun göçü, eğitimde kronik sorunlar, sağlık hizmetlerine erişimde yetersizlik, ulaşım ve altyapı problemleri gibi başlıklarda ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıyadır. Buna rağmen İstanbul’da Van adına kurulan birçok dernek ve federasyonun, bu başlıklar üzerine düzenli, görünür ve etkili bir basın açıklaması, sosyal medya kampanyası ya da eleştirel kamuoyu çalışması yürütmediği yönündeki eleştiriler dikkat çekmektedir.
Sessizlik Bir Tercih mi?
Kamuoyunda yapılan değerlendirmelere göre, Van adını taşıyan yapıların önemli bir kısmı;
Van’daki yatırımların öncelik sıralamasını tartışmamakta;
eksik, hatalı ya da plansız olduğu iddia edilen projelere dair açık bir tutum almamakta;
valilik, bakanlıklar ve merkezi idareye yönelik net ve talepli açıklamalar yapmamakta;
Van’ın güncel sorunlarını merkeze alan kampanya, rapor ya da kamuoyu baskısı oluşturmamaktadır.
Oysa İstanbul gibi siyasi, ekonomik ve medyatik gücü yüksek bir şehirde örgütlü olmak; yalnızca hemşehrilerle buluşmak değil, aynı zamanda Van lehine bir baskı ve talep mekanizması üretme sorumluluğunu da beraberinde getirmektedir.
Neden Masaya Yumruk Vurulmuyor?
Eleştirilerin odaklandığı temel soru şudur;
İstanbul’daki Van dernekleri ve VANFED, bugüne kadar neden güçlü ve kolektif bir biçimde çıkıp;
“Bu yatırım Van için yanlış bir önceliktir”;
“Bu kaynaklar tarıma, istihdama ve eğitime ayrılmalıdır”;
“Bu proje bilimsel değildir, kent planlamasına aykırıdır”;
“Valilik bu sorunu çözmeli, hükümet bu konuda adım atmalıdır”;
şeklinde yüksek sesli, net ve sürekli bir duruş sergilememiştir?
Bu tür çıkışların yalnızca siyasi değil; aynı zamanda psikolojik ve toplumsal baskı unsuru olduğu; doğru kullanıldığında kamu yönetiminde karşılık bulabildiği bilinmektedir. Ancak Van özelinde, bu baskının İstanbul’daki yapılardan yeterince üretilmediği ifade edilmektedir.
Faaliyet Var; Etki Sınırlı
VANFED ve bağlı bazı derneklerin iftar programları, kültürel geceler, tanışma toplantıları gibi etkinlikler düzenlediği bilinmektedir. Ancak bu faaliyetlerin büyük ölçüde;
İstanbul’daki hemşehri ilişkilerini canlı tutmaya dönük olduğu;
Van’daki yapısal sorunlarla doğrudan bağ kurmadığı;
süreklilik arz eden, sonuç odaklı çalışmalara dönüşmediği eleştirilmektedir.
Bu noktada kamuoyunda oluşan algı nettir;
Van adı güçlü bir kimlik olarak kullanılmakta; fakat Van’ın kendisi gündemin merkezine yeterince taşınmamaktadır.
Herkes Aynı Kefede Değil
Bu eleştiriler, Van adına faaliyet yürüten tüm dernekleri kapsayan mutlak bir yargı olarak değerlendirilmemektedir. Van’la fiilî bağını koparmamış; yardım kampanyaları düzenleyen; burs sağlayan; deprem ve kriz dönemlerinde sahaya inen yapılar da bulunmaktadır. Ancak bu örneklerin sınırlı olduğu; genel tabloyu değiştirmeye yetmediği; sayılarının bir elin parmaklarını geçmediği ifade edilmektedir.
Asıl Sorun: Kimlik mi; Sorumluluk mu?
Ortaya çıkan tablo, İstanbul’daki Van dernekleri ve VANFED özelinde şu temel soruyu gündeme getirmektedir; bu yapılar Van kimliğini mi temsil etmektedir; yoksa Van adına sorumluluk mu üstlenmektedir?
Van’ın bugün ihtiyacı olan şey; uzaktan izlenen yatırımların alkışlanması değil; eksiklerin yüksek sesle dile getirilmesi; yanlışların karşısında durulması; doğru taleplerin ısrarla savunulmasıdır. İstanbul’daki örgütlü yapıların gücü tam da burada anlam kazanmaktadır.
Sorumluluk Yalnızca VANFED ile Sınırlı Değil
Bu noktada dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus da; sorumluluğun yalnızca VANFED ile sınırlı olmadığı gerçeğidir. Geçtiğimiz günlerde seçimini tamamlayarak yeni yönetimini oluşturan Van Vakfı başta olmak üzere; farklı Van iş insanları dernekleri; İstanbul dışındaki metropol illerde faaliyet gösteren Vanlı iş insanları, hemşehri ve yardımlaşma vakıfları da bu tablonun önemli aktörleridir.
Van adına söz söyleme iddiası taşıyan bu yapıların da;
yalnızca sosyal çevre ve ilişki ağlarını büyütmeye değil;
Van’ın güncel sorunlarına dair ortak bir dil ve ortak bir duruş geliştirmeye;
kamu yararı, şeffaflık ve hesap verebilirlik temelinde hareket etmeye;
daha güçlü biçimde odaklanmaları gerektiği yönünde kamuoyunda ciddi bir beklenti bulunmaktadır.
VANFED Seçimi Öncesi Kısa Analiz ve Çağrı
Van Dernekler Federasyonu (VANFED), 28 Aralık 2025’te yalnızca bir yönetim seçmeyecek; Van adına susan bir anlayışla; Van için konuşan bir irade arasında tercih yapacaktır.
Van adına örgütlü olmak; yalnızca etkinlik düzenlemek değildir; yanlış yatırımlara itiraz etmektir; önceliklerin yanlış belirlendiğini söylemektir; valiliğe, bakanlıklara ve merkezi idareye net taleplerle seslenebilmektir.
Bugüne kadar görünen tablo; sessizliğin, görünürlüğün ve konforlu ilişkilerin; eleştirel duruşun önüne geçtiğini göstermektedir. Kamuoyunda; bazı yapıların İstanbul’daki belediyeler, resmi kurumlar ve çevrelerle daha çok temsil, istihdam ve ilişki temelli bir pozisyon arayışı içinde olduğu; Van’ın güncel sorunlarının ise geri planda kaldığı yönünde güçlü bir algı oluşmuştur.
28 Aralık 2025 seçimi, bu algıyı değiştirmek için bir fırsattır.
Bu seçimde dernekler;
Van’ın sorunlarını açıkça dile getiren;
yanlış yatırımlara karşı net tavır alan;
sessizliği değil, sorumluluğu esas alan;
kamu kurumlarıyla ilişkilerini kamu yararı ve şeffaflık temelinde kuran;
bir yönetim anlayışını desteklemelidir.
VANFED; Van adına bir vitrin değil; Van için bir baskı ve talep mekanizması olmak zorundadır. Aksi halde seçim kazanılır; ama Van bir kez daha kaybeder.
Ve soru hâlâ güncelliğini korumaktadır;
Van adına kurulan bu yapılar, Van için ne zaman daha yüksek sesle konuşacaktır?
